Tarihçe

Kaplan Kebap tarihçesine tanıklık edin.

Tarihçemiz

Bugün, İstanbul Maltepe’de bulunan restoranıyla Kaplan Kebap, İstanbul’un en önemli lezzet duraklarından biridir. 2016 yılından beri Maltepe’deki üç katlı restoranında faaliyet gösteren Kaplan Kebap, müşterilerine kaliteli hizmet sunmanın yanı sıra güler yüzlü personeliyle de dikkat çekerken, çeyrek asrı aşkın bir süredir Anadolu Yakası’nın en popüler restoranları arasında yer almanın gururunu yaşıyor.

Mübarek Kaplan ve kardeşlerinin tutku ve özverisi, bir düş ile başlayan bu hikayenin başarısının temelini oluşturuyor. İnsanların damak zevkine hitap eden eşsiz lezzetleriyle Kaplan Kebap, yıllar içinde bir marka haline gelmekte ve her geçen gün daha geniş kitlelere ulaşmaktadır.

Kaplan Kebap, 1994 yılında bulaşıkçı olarak adım attığı lokantacılık sektöründe, azimle çalışarak adını duyuran Mübarek Kaplan ve kardeşlerinin öncülüğünde bugünlere gelmiştir. Geçmişin zorluklarına meydan okuyan ve lezzetin yolculuğunu başarıyla tamamlayan Kaplan Kebap, kalite anlayışını hiç değiştirmeden müşterilerine unutulmaz bir deneyim sunmayı sürdürmektedir.

Kurucumuz ve Şefimiz

Mübarek Kaplan

1992 yılında daha 14 yaşında maddi sebeplerden dolayı memleketi Batman’dan İstanbul’a gelen ve burada tren garında gofret satmak, inşaatta bekçilik yapmak gibi çeşitli işler yapan Mübarek Kaplan, 1994 yılında hayatının dönüm noktası olan lokantacılık sektörüne en alt kademe olan bulaşıkçılık mesleğiyle başladı. Çalışmaya başladığı lokantacılık sektörüne ilgisini ve yeteneğini fark eden Mübarek Kaplan, kebap ve döner alanında önce çıraklık sonra da kısa bir süre içinde ustalık kazandı. Öyle ki bulaşıkçı olarak kapısından girdiği bu lokanta 5 yıl sonra kendisine teklif edilecekti.

Aradan geçen süre içerisinde hem askerlik görevini tamamlayan hem de meslekte kendini kanıtlayan Mübarek Usta 2005 yılının şubat ayında İstanbul Küçükyalı’da 20 m2’lik bir dükkanla Kaplan Kebap serüvenine başladı. Devraldığı sırada zararı kârından fazla olan bu küçük dükkân 2 ay içerisinde bölge halkının ilgisini çekmeyi başardı. Öyle ki kardeşleriyle birlikte devraldığı 2 masalık bu batmış dükkânın kapısında kısa bir süre sonra kuyruklar oluşmaya başlayınca, bu lezzeti daha büyük kitlelerle buluşturmak artık bir zorunluluk haline gelmişti.